featured

Spider-Man: No Way Home İncelemesi

Spider-Man No Way Home incelemesi yayında. Uzun zamandır merakla beklenen Marvel Sinematik Evreni’ndeki üçüncü Örümcek Adam filmi, neyi doğru yaptı?

Vakit normalden hızlı mı geçti, yoksa bana mı öyle geliyor? Spider-Man: Far From Home’dan çıktıktan sonra serinin üçüncü filmini beklemeye hemen hemen başlamışken oturup filmin incelemesini yazışım daha birkaç gün önce gibi. Gerçi benzer şeyleri sinemada ilk izlediğim Spider-Man filminden sonrasında geçen vakit için de hissediyorum. Bu filmi benim için bütün bu duygulardan bağımsız düşünmek imkânsız. Çünkü o günün öncesinden bugüne, tükettiğim her Spider-Man hikâyesinden bir parça benimle birlikte buraya kadar yolculuk etti. No Way Home macerasını seyrederken de hepsi yeniden gözümde canlandılar. Bu, nihai bir filmdi.

Filmin doğrusu mevzusuyla başlamış olalım isterseniz. Kazara bu evrene geçen eski filmlerin kötü karakterlerinı iyileştirmek ve hayatlarını kurtarmak. Evet, hakkaten bu kadar kısa. Bu tam da Spider-Man’in sahip olacağı türden bir duyarlılık, o yüzden böyle bir konuyu başka işlerde pek göremezsiniz fakat birbirini yumruk, tekme, tokat manyağı meydana getiren, hatta düşmanlarının üstüne mermiler yağdıran taytlı karakterlerin evreninde böyle bir kırılganlık görmek gerçekten yürek ısıtıcı. Örümcek Adam dendiğinde de hem yürek ısıtıcı hem yürek burkucu bazı temaların iç içe geçmesine hazır olmanız gerekir esasen.

Bugüne dek çıkan birçok Spider-Man filmi bunu denemiştir, az veya çok başarmıştır, güçlü yanları olmuştur, zayıf yanları olmuştur fakat bu film sonucunda hepsini bir araya toplayıp bize özlediğimiz Spider-Man’i sunuyor. Bunu beyaz perdede daha önce yapabilen bir tek bir film olmuştu, o da bir animasyondu. Into the Spider-Verse’den bahsediyorum elbet. O günden beri de onun kadar iyi yazılmış ve gerçek oyuncularla çekilmiş bir evrenler arası kesişim filmini hevesle bekliyorduk. Çünkü hepimizin geçmişe favorisi olmuş, çocukluk anılarını renklendirmiş bazı karakterler vardı.

Bir Örümcek Adam filminin, Spider-Man’e has unsurları güzelce bir araya toplaması için elbette evrenler içinde geçmesi gerekmiyor fakat eğer toplanırsa ve geçerse… İşte o zaman ortaya müthiş bir duygu yoğunluğu çıkıyor. Çünkü Spider-Man her vakit hepimizin gündelik hayatta çoğunlukla yaşadığı problemlerin çilesini çeken bir karakter olagelmiştir. Şimdi bunu üçle çarpın. O dertlerin farklı varyasyonlarını alın. Başıma böylesi değil de öylesi gelse ne hissederdim, kendime iyi mi yardım ederdim diye düşünün. İşte No Way Home da öyle bir film. Bir, hayatla başa çıkma, iyileşme ve iyileştirme filmi.

İyi mi Batman denince akla gelen, onunla özdeşleşmiş bazı motifler, motivasyonlar, değerler varsa Marvel’ın klasikleşmiş süper kahramanı Spider-Man için de var. Ekonomik sorunlar, bin bölüme bölünüp her yere yetişememek, seçtiğin hayat biçimı yüzünden sevdiklerinden vazgeçmek zorunda kalmak, bir kaybın acısı, suçluluk hissi, sorumluluk hissetmek, harekete geçmek, kendini kahramanca feda etmek, intikam yerine sağduyuyu ve adaleti seçmek… bütün bunlar onlarca yıldır örülmüş ve insanoğlunun ruhunda iz bırakmış Örümcek Adam motifleri. Görüyoruz ki filmi yapanlar bu kez bunları güzelce çözümleme etmişler ve filme çok doğru anlarda, tam da çalışacak şekilde yerleştirmişler. Filmin görece bayağı konusu böylece fazlasıyla tatlanmış. Bu duyguları hem yeni seyircilere geçirmişler bununla beraber bunca senedir bu filmlerle ve hikâyelerle duygu yoğunluğu biriktirmiş eski seyirciye aktarmışlar.

Yazının bu noktadan sonrasının spoiler içereceğini ve hemen hemen filmi izlememiş okurlarımız için tat kaçırıcı olabileceğini belirtelim. Spoiler içermeyen yorumlarımızı paylaştığımız YouTube canlı yayın kaydımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Filmde öteki iki Spider-Man ve bir sahnede de Matt Murdock olmasa bile film kendi başına yeterince iyi. Hikâyelere göndermeleri yerli yerinde. Fakat onların da varlığıyla film seviye atlamış.

Matt Murdock görevinde Charlie Cox’un Netflix yapımı Daredevil dizisinden Marvel Sinematik Evreni’ne nihayet aktarma olması hepimizi mutlu etti. Bir noktada dahil olacağını umuyorduk ama bunun Spider-Man filmiyle olması ayrıca tatlı bir nüans. Çünkü iki sokak seviyesi kahramanın çizgi romanlarda yollarının kesiştiği hikâyeler pek tatlıdırlar. Filmde çok kısa görünmüş olsa da Murdock “bu evrende ben de varım” demiş oldu ve Örümcek’le paylaşacakları yeni hikâyeler için bizlere ümit verdi.

Far From Home’un sonucunda görünce heyecandan yerimizde duramadığımız bir de J. Jonah Jameson vardı ki kendisini gene eski Spider-Man filmlerinde canlandırmış olan J. K. Simmons oynuyordu. Adamın çizgi romanlardaki tipiyle birebir uyumlu oluşu hepimiz tarafınca bir oyuncu seçimi harikası olarak nitelenmiştir. Simmons da kendine özgü tavırlarıyla karaktere unutulmaz bir tat katmıştır. Bu karakterin ve aynı oyuncunun bir kere daha MCU’da yer alması bizlere evrenler arası bir geçişin olduğu sinyalini ve dahasının da gelebileceği hissini vermişti fakat anlaşılan konum öyle değil. Ne Matt Murdock ne de Jameson bu evrene başka evrenlerden geçmiş değiller. Kang yüzünden mi bilinmez ama bu evrende de varlar. Bir yerden gelmedikleri benzer biçimde bir yere gittikleri de yok.

Film boyunca Jameson’ın geç yaşında yeni başladığı gazetecilik kariyerinde saldırgan ve etken tavırlarıyla hızla ilerleyişine de şahit olduk. Garajında yeşil perde önünde tek başına başladığı online habercilik kariyerini filmin sonucunda gerçek bir stüdyo, ustalaşmış bir kamera ve bir sürü çalışanla tamamlamış oldu. Filmde bu tür karakter hikâyesi akışlarının unutulmaması, karakterlerin bir tek süs şeklinde orada durmayışları takdir edilesi kafaların ürünü.

Farklı Spider-Man’ler söz konusu olduğunda bu durum böyledir. Yeniden tekrar Ben Amca’nın öldürülüşünü okumazsınız. Eğer okur ya da izlerseniz bu konum zamanla bir şakaya dönüşmeye başlar. MCU’da yeni bir Spider-Man filmi olacağı duyurulduğunda herkes çok sevinmekle birlikte “gene mi Ben Amca ölecek?” mırıltıları da yükselmişti. Sonra bu kere o hikâyelerin filmin çok öncesinde yaşanmış olacağı duyurulmuştu. Tony Stark’ın daha çok dahil olduğu, yüksek teknolojisinin tesiri altında, May Hala’nın gayet genç olduğu, Oscorp’un hemen hemen bulunmadığı, Peter’ın çok farklı arkadaşlıklar kurduğu, kimliğinin çok sayıda insan tarafından bilinmiş olduğu bir evrendeydik. Bunun da negatif tarafları vardı elbette. Görünüşte güzeldi fakat bir türlü o tanıdık tadı da alamıyorduk. Çünkü motifler çok farklıydı. Eve Dönüş Yok ile o tanıdık motiflere de bir giriş yapmış olduk. Farklı bir orijin hikâyesi olarak bu kez May Hala öldü ve mesuliyet hakkında o ünlü sözü o söyledi: Büyük güç, büyük sorumluluk getirir. Böylece üç filmlik Home serisi bir Spider-Man orijini olarak bağlanmış oldu. Spider-Man Infinity Saga dahil biroldukça macerasını bu orijin sırasında yaşadı. Bu şimdiye kadar anlatılmış en uzun köken hikâyesi olabilir.

Filmin beni en memnun eden yanlarından biri de aksiyonun anlamlı olmasıydı. Filmin ilk çıkan fragmanına ne kadar yükseldiysem ikinci fragmanla beraber bir o denli çakıldım ve filme karşı olan heyecanım söndü. Çünkü bir fragmanın işlevi buysa eğer, bu fragmanın verdiği fikre gore tüm örümcek adamlar toplanıp tüm eski örümcek adam fenalerini durdurmak için saldıracaklar ve büyük bir savaş yaşanacaktı. Bu bende “tüm tuşlara aynı anda basma” hissi yaratmıştı. Mevzu bu muydu şu demek oluyor ki? Ama her neyse ki film bu şekilde çıkmadı. Filmimizde bu aksiyon sahnesi evet var. Fakat bu aksiyonun bir anlamı da var. Her aksiyon filmimizde bir işe yarıyor, hikâyeyi ilerletiyor, karakterleri geliştiriyor. Düşününce ne kadar sıradan, öyle değil mi? Ama ne kadar çok sayıda, yüzlerce milyon dolarlık koca koca filmin bunu göz ardı edebildiğini ve kimsenin de bu sırada “bizler ne yapıyoruz?” demediğini düşünecek olursanız bunun kıymetini daha iyi anlarsınız.

Filme dair bir diğer sual işareti de çoklu evrenlere Doctor Strange’in büyüsünün mü sebep olacağıydı. Çünkü Loki dizisini düşünecek olursak eğer çoklu evrenlere yol açan vakalar Lady Loki’nin başının altından çıkıyordu. Filmin bu iki mevzuyu iyi mi bağlayacağı merak mevzusuydu fakat dikkatli izlerseniz eğer bu tür sorulara birer cümleyle de olsa bir cevabı var filmin. Doctor Strange normalde çoklu evrenlerin var olmaması gerektiğini, bu karakterlerin niçin var olduklarını bile bilmediğini söylemiş oldu. Kısaca onların var olmasına sebep olan Loki’nin zaman çizgisini serbest bırakmış olması, onları bu tarafa çeken ise Strange’in büyüsü imiş. Güzel izahat bence.

Filmin en sevdiğim yanlarından biri de Sony’nin Venom’unu devre dışı bırakması oldu. Aynı zamanda gülünç bir şekilde. Bu hareketiyle Marvel demiş oldu ki, “Kardeşim, dandik karakterini benim evrenimden uzak tut. Ver oradan bana bir parça symbiot, hah. Hadi şimdi yallah!” Buna sevindiğim için de bir taraftan üzgünüm fakat bu benim kabahatum da değil. Güzel film yapsalardı da izleseydik… Ben bu kişiliklerle büyüdüm kardeşim. Bu karakterleri seviyorum ben. Güzel hikâyelerini izlemek maksimum beni mutlu eder, kötü kötü çıkmalarına en çok gene ben üzülürüm.

Spider-Man ve Doctor Strange

Venom’dan geriye bir parça symbiot kalması da bizlere bu evrenin kendi Venom’u olacağının işaretini vermiş oldu. MCU’nun kendi Octopus’u olacak mıydı mesela, yoksa No Way Home’da gösterdiklerini kafi bulacaklar ve yola yeni kötülerle mi devam edeceklerdi? Bu hâlâ belirsiz fakat eğer evrenin kendi Venom’u olacaksa kendi Dr. Octopus’u da olur, niçin olmasın.

Buradaki ikircikli nokta, Peter’ın artık Otto Octavius adlı birini görürse onun Octopus’a dönüşebileceğini biliyor olacağı. Aslında düşünecek olursak Peter bu filmimizde herkes onu unuttuktan sonrasında tüm karakterlere karşı bu haksız avantaja sahip. O herkesi tanıyor, her şeylerini biliyor ama insanlar onu tanımıyor. Bu çok kullanışlı bir durum olabilir… doğal film Into the Spider-Verse’ün yolundan gidip kötü karakterlerin farklı versiyonlarını da bizlere sunabilir. Öyle ya, madem farklı bir evrendeyiz, Peter’ın orijini epey farklı, örneğin hanım bir Octopus, başka türlü bir Yeşil Cin neden olmasın? Çok da tatlı olur.

Home serisinin bitimiyle beraber MCU hikâyeleri içinde o gezegen senin bu havaalanı benim telef olmuş Spider-Man’in hikâyeleri de dürülüp toplanmış oldu ve bizler mahallemizin dost Örümcek Adam’ıyla baş başa kaldık. Filmin sonuna koydukları sahneyle giderayak Spider-Man onu tanımış olduğumız motiflere bir adım daha yaklaştı ve ileriki hikâyeler için ümit verdi. Peter’ın okulunun bitişiyle birlikte yapayalnız kendi evine çıkması, yaşayacağı maddi zorluk, şehirdeki vakaları polis telsizinden takip etmesi ve klasik tasarıma çok benzeyen kendi kostümünü dikmesi, bu esnada MIT için sınavlara çalışmaya zaman ayıramayacağını bilmemiz, hepsi bizim tanıdığımız Spider-Man. Yolda Daredevil ile de karşılaşırsa ne güzel olur. Ek olarak Peter’ın kendi kostümünü dikmesinin mantıksız olduğunu, Tony Stark’ın yapmış olup vermesinin daha inandırıcı bulunduğunu söyleyenler ümit ederim birazcık utanmışlardır. Peter Parker’ın terzilik marifetlerini sorgulamayın.

Spider-Man No Way Home green goblin

filmimizde beni gülümseten bir iki küçük detaya da gitmeden değinmek isterim. Tobey Spider-Man’inin sırtının ağrıması, sanırım bir tek ilerlemiş yaşına bir gönderme değil. Bu adam ikinci filmimizde güçlerini geçici olarak kaybedince yüksek bir yerden çok kötü düşmüş ve sırtına ağır bir darbe almıştı. Bunun o ana bir gönderme olduğun düşünmek hoşuma gider. Üç Spider-Man’i Ark Reaktörü ile tam şarj olmuş bir Electro’dan kurtaranın Doctor Octopus olması duygusal bir andı. Willem Dafoe Peter çehreını yumruklarken hiç kıpırdamadan manyak gibi gülüşüyle bir oyuncu olarak kendine yine hayran bıraktı. Miles Morales göndermesi de bir ihtimal bir gün görürüz minvalinden güzel bir andı.

Yeşil Cin ve Peter’ın son karşılaşmalarını gene yıkıntılar içinde fakat bu kez devasa bir Captain America kalkanı içinde yapması da tiyatral bir seçim olmuş.

Filmin bitiş jeneriğinin ardından Doctor Strange: Multiverse of Madness fragmanını görmeyi beklemiyorduk. Bu güzel bir sürprizdi. Anlamış olduk ki bu film başka filmlerin karakterlerinden ziyade What If…? Serisinin bizlere sunduğu alternatif MCU karakterlerini konuk edecek. Kim bilir belki bir göz kırpışı saniyesince Kang bile görürüz.

Peki Eksiklikler ve Olsaydı Daha İyi Olacaktı Denilen sahneler?

Son olarak geldik filmle ilgili daha iyi mi olurdu dediğim bazı hususlara. Herkesin Peter Parker’ı unutması konusu sanıyorum sizlerin de kafanıza tam olarak yatmamıştır. Neyi unuttu bu insanoğlu tam olarak? Spider-Man’i hatırlıyorlar. Sadece Peter Parker’ın Spider-Man olduğunu unutmamışlar, duygusal olsun diye Peter Parker’ı da komple unutmuşlar. O vakit, onca macerayı onun Peter Parker olduğunu bilmeden mi yaşadıklarını sanıyorlar kısaca?

Happy, May’i Spider-Man sayesinde tanıdığını söylemiş olduğinde, bu onun yeğeninin Spider-Man bulunduğunu biliyor demektir. Bu durumda onun yeğeninin Peter bulunduğunu nasıl bilmiyor olacak? Unutulan kişiye dair eşyalar nereye gidiyor? Olaylar yaşanmamış olmadığına göre eşyalar da yerli yerinde duruyor olsa gerek. Kimse geçmişten bir gazete fotoğrafı, bir video da mı görmeyecek? (Film süresince hepsinin ellerinde binlerce liralık telefon.) Peter herkes kendisinin varlığını unutmuşken, nasıl bir ev kiraladı? Madem Spider-Man unutulmuş değil, Doctor Strange’e gidip maskesini çıkarıp, “selam, bu şekilde bu şekilde oldu” demesinin önünde ne engel var ki? Tek başına birisi olarak kaybedeceği bir şey de kalmadı, isterse gene MJ’e zarar gelmesin diye kimliğini açmasın.

Tobey Maguire ve Andrew Garfield Spider-Man’lerinin biraz fazla karikatürize bir şekilde yansıtıldığını tek düşünen ben olamam değil mi? Özellikle Tobey Maguire, kendisini çok sevsem de Spider-Man şeklinde davranmayı unutmuş benzer biçimde geldi bana. Her neyse, 20 yıl geçti, normaldir. Acaba J. Jonah Jameson’ı ekranda görseydi ne düşünürdü? Gördüğünü ve kızmış olduğunı görmek arzu ederdim yani.

Sandman ve özellikle Lizard biraz daha işe yarayabilirdi. Bu karakterlerin oyuncularını bile görmedik, hikâyeye çok bir etkileri olmadığı benzer biçimde, olan kadarında da niçin bunu yapmış oldukları belli değildi. Birazcık fazla atıl kalan bu iki karaktere biraz daha rol vermek güzel olabilirdi.

60 senelik karakterlerin problemlerına lise laboratuvarındaki birkaç kimyasalı karışmasını sağlayarak çare yaratmak bir parça zorlama idiyse de inanın bu güzel hikâye içinde bunu hiç dert etmedim. Aynı sıkıntı Peter’ın ilk filmde kendi ağ kapsüllerini aynı yerde yapmasında da mevcuttu aslına bakarsan. Hem onu meydana getiren kendi kostümünü de diker bence.

Filmle ilgili son diyeceğim, Stan Lee’siz bir dünyaya alışmaya çalışıyoruz. Stan Lee görmediğimiz Marvel filmlerini kabul ettik. Hiç değilse şu filmimizde kenardan bir fotoğrafı gözükseydi ne iyi olurdu. Yoksa gözüktü de ben mi kaçırdım, aydınlatırsanız sevinirim.

Sözün özü, senelerce yeniden yine seyredilip duygulanılabilecek bir iş var ortada. Ben buna sadece şapka çıkartırım.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Spider-Man: No Way Home İncelemesi
Giriş Yap

RWZONE ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!